“Allah’ın gaybları en iyi bilen olduğunu hala anlamadılar mı ? “
Tevbe Suresi Ayet: 78 Sayfa: 200
“ De ki, gaybı bilmek Allah’a mahsustur. O halde azabı bekleyin, Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim. “
Yunus Suresi Ayet: 20 Sayfa: 211
“ Göklerin ve yerin gaybı Allah’a ayittir. “
Hud Suresi Ayet: 123 Sayfa: 236
“Muhakkak ki Allah göklerin ve yerin gaybını bilir. Bütün yaptıklarınızı da görür. “
Hucurat Suresi Ayet: 18 Sayfa: 518
“Gaybın anahtarları Allah’ın yanındadır. Onları ancak Allah bilir. Karada ve denizde ne varsa hepsini O bilir. O’nun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek tane, yaş ve kuru ne varsa Allah’ın ilmindedir ( Levhi Mahfuzdadır). “
En’ am Suresi Ayet : 59 Sayfa: 135
“De ki, Ben Allah’ın dilediğinden başka, kendi kendime ne bir menfaati kazanmaya, ne de bir zararı defetmeye sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim, daha çok hayır yapmak isterdim, ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı. “
Araf Suresi Ayet: 188 Sayfa: 176
“Eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o zillet ve azap içinde bekleyip durmazlardı. İnşaatına memur edilipte bir yıl daha zahmetle ikmal ettikleri Beyt’ül Makdis’i ( Mescid-i Aksa’yı ) inşa etmezlerdi. “
Sebe Suresi Ayet: 14 Sayfa: 430
“De ki, ‘ Ben, Allah’ın hazineleri yanımdadır, diye size söylemiyorum, gaybı da bilmem. Size ben bir Melek’im de demiyorum. Ben, ancak bana vahy olan Kur’ana uyarım. ’ De ki, ‘ Gözü kör olanla gören ( inananla inanmayan; müslüman olanla olmayan ), bir olur mu? Artık düşünmez misiniz? ’ ”
En’am Suresi Ayet: 50 Sayfa: 134
“Kıyametin ne zaman kopacağının ilmini Allah bilir. Rahimlerde (erkek, dişi, sağlam, sakat iyi ve kötü) olanı Allah bilir. İnsanın yarın ne kazanacağını ( başına ne geleceğini ) Allah bilir. İnsanın nerede, ne zaman ve nasıl öleceğini Allah bilir. O Allah ki, Alim’dir, Habir’dir. ”
Lokman Suresi Ayet: 34 Sayfa: 415
ALLAH DİLEDİĞİNE GAYBI BİLDİRİRSE O DA GAYBDAN HABER VERİR.
“ Allah size gaybı bildirmez. Fakat Peygamberlerden dilediği Peygamber müstesna. “
Al’i İmran suresi Ayet: 179 Sayfa: 74:
“Allah gaybı bilendir. Allah gaybı hiçbir kimseye muttali kılmaz. Ancak dilediği Peygamber müstesna. “
Cin suresi Ayet: 26 ve 27 Sayfa: 574:
Bu ayetlerden anlıyoruz ki, Allah dilediğine gaybı bildirir. O da gaybdan haber verir.
1. Hazreti Peygamber (S.A.V.) buyuruyor;
“İstanbul elbette feth edilecektir. O’nu feth eden kumandan ne güzel kumandan, O’nu feth eden asker ne güzel askerdir. “
2. “Peygamberim diyen yalancılar çıkacak. Benden sonra Peygamber gelmeyecektir. “
3. “Kur’andan başka bir şeye uymayız diyenler, Kur’andan başka delil kabul etmem diyenler çıkacaktır.“
4. “Fuhuş yayılacaktır. Fuhuş yayılınca frengi, bel soğukluğu ve aids gibi bulaşıcı hastalıklar çıkacak.“
5. Rivayet; Bir gün Hazreti Peygamber birkaç sahabe ile Uhud dağında bulunur. O esnada zelzele olur, dağ sallanmaya başlar. Hazreti Peygamber dağa hitaben, “ Ey dağ, sallanma sakin ol. Üstünde bir Peygamber, bir sıddık, ikide şehit var buyurdular. “Üstünde bir Peygamber var ifadesi kendisini. Üstünde bir sıddık var ifadesi Hazreti Ebubekir’i. İkide şehit var ifadesi Hazreti Ömer ve Hazreti Osman’ın şehit olacağının haberini vermiştir.
“O Peygamber ki, boş konuşmaz, söylediği şey hevadan ibaret değil. “ “O’nun söylediği, O’nun konuştuğu, O’nun haber verdiği vahiyden, Allah’ın emrinden ve keramullahdan başka bir şey değildir. “
Necm Suresi Ayet : 3, 4 Sayfa 527:
6. Rivayet; Bir gün Resulullah’ın devesi kayboldu. Bunu fırsat bilen munafıklar,
“Göklerden ve yerden, cennetten ve cehennemden bahsediyordu. Kaybolan devesinin yerini bile bilmiyor. “ dediler. Münafıkların bu sözü Resulullah’a ulaşınca;
“Vallahi ben ancak Rabbimin bana bildirdiklerini bilirim. Şu anda dahi Rabbim bana devemin nerede olduğunu bildirdi. Devem şu anda falanca yerdedir. “ buyurdu. Tarif edilen yere gidenler, deveyi bir ağaca bağlı olarak buldular.
7. Hazreti Peygamber (S.A.V.); “ Geçmiş ümmetler içinde vukuundan önce bazı gaybları haber veren, keramet ehli zatlar var idi. Ümmetimden de vardır. Ömer onlardan biridir.” buyurdular.
8. Rivayet; Hz. Ömer Medine’de Mescid-i Nebevi’ de bir Cuma günü hutbe okurken, İran seferinde bulunan ordusunun düşman tarafından kuşatılmak üzere olduğunun haberini alır. Ordu komutanı olan Sariye’ ye; “ Ey Sariye, dağa dikkat et. “ deyip, ordusunu ve komutanını uyarmıştır. Medine’ de bulunan Hz. Ömer’ in, ordusunun ne halde olduğunun haberini nasıl almıştır ? Medine;’ de bulunan Hz. Ömer’ in İran seferinde bulunan ordu komutanı Sariye’ ye sesini nasıl duyurmuştur.
9. Rivayet; Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri, zamanın padişahı olan II. Murat’a, “ Padişahım İstanbul’u muhasara etmek için sizi muhteşem hazırlıklı görüyorum. Ancak bu fetih size müesser olmayacaktır. Beşikteki oğlunuz olan Mehmet’e nasip olacaktır. Benim talebem , O’ nun hocası olacak olan AK ŞEMSETTİN ile beraber İstanbul’a gireceklerdir. “ dedi. Hacı Bayram-ı Veli beşikteki bir çocuğun İstanbul’u feth edeceğinin haberini vermiştir.
10. Fatih'in İstanbul'u kuşatmasının uzaması, devlet adamlarını ümitsizliğe düşürdü. Buna rağmen, Fatih çok ümitliydi. Çünkü askeri fethe karşı gayrete getiren bir din büyüğü AKŞEMSETTİN vardı. O, şeyhi HACI BAYRAM-I VELİ’nin yıllar önce; “İstanbul’un fethini şu çocuklarla bizim köse görürler!” sözünü biliyor ve tahakkuk edeceğine kalpten inanıyordu. Yurt dışından Padişaha gelen bazı devlet adamları; “ Bir sofunun sözüyle bu kadar asker kırdırdın ve bütün hazineyi tükettin. İstanbul'u fethetmek ümidi kalmadı. ” dediler.
Bunun üzerine FATİH, veziri Veliyüddin Ahmet Paşa’yı, hocası Akşemseddin’e göndererek; “ Şeyh’e sor, İstanbul'u fethetmek ve düşmana karşı zafer ümidi var mıdır? ” Buna Akşemseddin hazretleri şöyle cevap verdi: “ Ümmet-i Muhammed’den bu kadar müslüman ve gaziler bir kafir kalesine doğru hücum ederse, inşaallah feth olur. ” dedi.
Fatih Sultan Mehmed Han, umumi cevapla yetinmeyip, Veliyüddin Ahmet Paşayı tekrar Akşemseddin’e gönderip; “ Vaktini tayin etsin. ” dedi. Akşemseddin murakabe ve mana alemine dalıp, başını eğip, Allah'a yalvardı. Mübarek yüzü terledi. Sonra başını kaldırarak; “ İşbu senenin Camaziyelevvel ayının yirminci günü, seher vaktinde, inanç ve gayretle filan taraftan yürüsünler. O gün İstanbul feth ola. Konstantiniyye’nin içi ezan sesleriyle inleye! ” dedi. Ayrıca genç padişaha bir mektup gönderdi. Mektubunda; “ Kul tedbir alır, Allah takdir eder. Hüküm Allahü tealanındır. Velakin kul, elinden geldiği kadar gayret göstermekte kusur etmemelidir. Resulullah’ın ve Eshabının sünneti budur. ” diyordu. Hücum ve taaruz tarif edilen yerden başlayıp, İstanbul Akşemseddin'in bildirdiği vakitte fethedilmiştir. Daha sonra Akşemseddin hazretlerine; " İstanbul'un fethedileceği zamanı nasıl bildin? " diye sorulunca, şöyle cevap verdi; " Kardeşim Hızır(A.S.) ile, ilm-i ledünniyye üzere İstanbul'un fetih vaktini çıkarmıştık. Kale fethedildiği gün, Hızır(A.S.)'ın, yanında evliyadan bir cemaat yani askerlerle hisara girdiğini gördüm. Kale fetholunduktan sonra da, Hızır(A.S.) kardeşimi kalenin üzerine çıkmış oturur halde gördüm... " dedi.
EFSUN İLGİLİ
ALT BAŞLIKLARI